3 Mart 2015 Salı

SANALLIGIN KÖLESİ ;GENÇLİK…

Yeni gelişmekte olan ,kısa bir özgeçmişe sahip ,kararları henüz yerine oturmamış kişilere genç dendiğini hepimiz bilmekteyiz. Gençler Kültürel,sosyal,ekonomik hatta siyasi anlamda ki gelişme ve ilerleyişin temel taşını  oluşturur.kısacası  hem ülke olarak hemde dünya olarak kalkınmayı ancak  yeni nesiller gerçekleştirebilir.daha doğrusu gerçekleştire bilirdi.Lakin şimdilerde ilerlemek için uğraşan kısım neslin sahiplerinin devede kulak kısmı olmakta.işin kötü tarafı ise bu sayının günden güne daha da felç edici rakamları düşmesi. günümüz teknolojisinin bu kadar ileri durumda olmasına rağmen ,gençliğin, geçmişte yaşayıp bizlere artık bırakmak için çabalayanlar kadar çabalamamasıdır.internet ,cep telefonu  gibi iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte  hem çok şey kazandık hemde çok şey kaybetmiş olduğumuzu yaşadığımız çağın yaşam kalitesine bakarak anlıyoruz..bu tür amaç dışı kullanıla bilen araçlar, insanları bağımlılık modülüne girdirdirerek  sanallık haline sokmaktadır.Artık yüz yüze gelmek, birlikte zaman geçirmek,merak duygusunun aşılmazlıgını yaşamak ya da  psikolojik anlamda erdeme erişmiş kimseleri bulmakta zorlanıyoruz.Bunun en büyük etkeni ise teknoloji çağının kudurmuşlugunu yaşıyor olmamız.küçük yaştaki bireylerden tutunda ,hayatın sonuna gelmiş  tüm insanlar  bu kudurmuşlugunu her nabzıyla yaşıyor ve tıpkı biyolojik birikim gibi daha da fazlasıyla insanlıgı zehirliyor.üretkenlik  dibe vururken tüketme bilinciyle yetişen bireyler bir bir topluma verilerek ,toplumda radyasyonik etkiyi yaratıyor.Facebook,twitter vb sosyal ağlar etkileşimleri en yukarı taşırken ,temel taşları bir bir yerinden söküyor.psikolojik anlamda baktığımızda yalana yönelme,dinlemek yerine diretme ve saplanılıp kalınan o egoların kölesi haline getirmektedir.çocuk yaşta  hayat boyunca cebimizde olması gereken bilgi ve deneyimler yerine ,yeni çıkan cep telefonu,sonu gelmeyecek olan şifresel oyunlar ,düşünmemeyi öğreten televizyon programları,dünya ya yeni bir devrim için gelen tüm insanlığın içini fosaltan o faşist yapı.Ancak bu demek değildir ki teknoloji gereksiz ve kötü .sadece sanal ortamın da faydası ya da zararı tamamen kullanım amacıyla doğru orantılıdır.onun içindir ki yeni doğacak nesillerin köreltilmemesi,ilerici bilim ve  ütopyalara ulaşabilmek için teknolojinin ilerletilmesinden önce kullanımı için çaba harcanmalı ve gereken eğitimler tüm dünya için geçerliliğini korumalıdır…

2 Mart 2015 Pazartesi

kol gerdirme 6 bin,bacak gerdirme 8 bin,silikon taktırma 10 bin,botoks 5 bin,kalite giyim 10 bin,makyaj kuaför 5 bin sonuç; kız hazır hayata, peki sormak gerek dişiliginin tek gece işe yarıcanı bilen kız kendini asla terketmeyecek olan karakteri ,zihni yapıyı ne kadara almalı ? cevabı duyar gibiyim ,hiç almasın daha iyi peki neden çünkü devir aptal istiyo ,susucak ne derse tekrar edicek,kalk dicek kalkıcak yat dicek yatıcak.hepsi bu. robotik bedenlere hapsolmuşş ,miyadını tamamlamış beyinleriyle kala kalmış ,adı bu kadar çirkinleştirilmiş olan kadın.peki gelelim kendini bu dünyanın tek varlıgı hisseden,dölleme makinasına çevrilmiş ,hayat amacı sadece üremek olarak nitelenen erkeklere.artık lafta erkeklere.bence ailevi ortamda ögretilmesi gerekn ilk şey erkek kelimesinin manası olmalı .geleneksel kültürden gelen ,çükünü çıkart göster bakalım oglum, tarzı degil.böyle bir egitim olamaz .kızlara da aman benim kızın saçları belindee maşşalah ,okuluda kazandı zaten gibi paralı koca arama ayaklarıyla da egitim yerini bulamaz.peki her şey ilerlerken ki her kaos ileriye taşır,uygarlık neden bu kadar ilkellige dayalı .bu sorunun cvbını verebilenler olucaktır ancak benim gördügüm şey farkediliyor ki egitim sisteminin neden bu kadar indirgendigi konusu hakkında.kitaplar bomboş ne ögretilmeye deger bilgi birikimi nede ögrenmeye deger bişi bırakıldı .alınıcak tek şey yazılıdan iyi puan alim geçim,saçma bi bölümde 3 bin maaş yeter yada devlete atsaydım kendimi tarzı oluyo.insanlar nitelik degilde para ,kapitalizmin getirisini düşünüyor.çok yazık peki ,bunu yapan nedir? halkın açlıktan nefesinin kokması sanırım.sayılı zenginlerin köpegi olmaya çalışmamız ki bu bizi dahada çok bataga çekerek tüketiyor.sadece madden degil manende yitiriyoruz degerlerimizi.iki muhabbetten ,bir çaydan mutlu olan halk artık sigara,hap,uyuşturucu ,seksten medet umuyor.erkek ve kadınlar sınıf ayrılığını kaldırıyor.elit tabaka günden güne yok oluyor.düşünen ,yargılayan ve fikir özümsemesinde bulunan insanlar tükeniyor.3.sayfa haberlerindeki cinayet,soygun vb. sorunlar çözüm aranmak yerine anında suçlanıp ,bırakılıyor sorunun adeta parçası olunuyor.peki neden ?sorun çözülürse tekrar edilmez ve insanlık bi zamnkiler gibi ayıkır ve toparlanır ki bu demek oluyor ki onca emekten sonra yaratılan bu ruhsuz alemin sonu olur.Ancak dicegim o ki hala insanlıgın ne demek oldugunu hatırlayanlar var ,dagınık halde yaşayan ancak farkındalıklarını çekinmeden ortaya koyanlar .işte asıl insan onlar hayatın koşuşturmasında sıraya girmektense neden koşuldugunu anlamaya çalışan egitimdeki ilerleyişi davranışa döken o yigitler.hayatınızda her renge bürünün mutlaka,her şeyi yaşayın ancak lütfen degerlerinizi,karakterinizi.namus ve şerefinizi ayaklar altına alıcak davranışlar sergileyerek sizden sonraki neslide gittiginiz o lanet çukura sürüklemeyin...egitimin tekrar insanlıgı doğuracagı güne degin yaşamanız dilegiyle...
biri yeryüzümü dedi.
kötülüklerle dolu ,karanlık, sevgiye aç bi o kadarda fahişeleşmiş dünyaa .herkezin kendinden uzaklaştıgı, benliginin pazarlanıp
ikinci ele düştügü ,kalitenin sadece  bedenleri örtmek için kullanılır hale getirildigi,sadece kendini düşünen yoksun ,
hayatı degersiz kılan bir kucak dolusu insan yıgınını  yapan,ufuktaki güneşi hergün doguran ancak artık umut vermeyen
sevginin ilelebet  unutuldugu ,iç huzurun sesinin duyulmadıgı,gülümsemelerin kayıp sokaklara dagılıp gittigi
arkadaşlıgın ,sadakatin canlı canlı gömüldügü ,aşkın ise diz çöktürülüp yakıldıgı,vefanın ,vicdanın karanlık duvarlara
hapsedildigi,duyguların ise üzerlerine basa basa ezilip yok edildigi, düşünmenin ,yargılamanın özgürlügünün kana bulandıgı
herşeyin ayaküstü yaşanıp ,bir çırpıda bir kenara bırakıldıgı ,en önemlisinin dahi kıymete binmedigi basit ,ucuz ,sıradan
monoton ve sanki başka bir eşi varmışcasına yedekleyerek yaşayan bir dünya.
biri insan mı dedi.
ne zaman sorsanız sevgiye aç ancak doymak için hiç birşey yapmayan ,dunyanın realizmine karşı gelemeden ,tüm benligini
ona tek gecede teslim edecek kadar savunmasız,sunulanların yalan oldugunu ,kurgu içerisinde sadece degersiz bir nokta oldugunu
kabullenmiş, ancak  bir o kadarda teşfiktar,degişmeyi ,yenilenmeyi  kabul etmeden hatta düşünmeden süregelen olaylar dizisini
hayat kadınının zevk almadan seviştigi gibi tekrarlayarak yaşayan, her zaman umuda inanıp hep umuttan kaçan ancak bunu saklayan
günden güne dahada küçülen ,yaşlanan ,çocuklaşan,çirkinleşen ,korkaklaşan,degerini ojelerde,pahalı elbiselerde,fiyakalı araçlarda
pahabiçilmez evlerde,yalancı gözlerde,kahpeleşen bedenlerde arayan basit ,ucuz,sıradan,monoton sanki başka bir hayat daha sunulacakmışcasına
yedekleyerek yaşanan bir insan hayatı.
biri  dünya ve insanın ne kadar benzedigini mi söyle di.
ataksız sancılarda iki eş gibi dünya ve insan .ikiside duygusuz ,ikiside degersiz ve ikiside sahpsiz.sahte kimliklere bürünmüş iki tür.
peki ne olmalıydı
eger dünya  gözükmeyen yerlerde gösterdigi kadar başarılı olabilseydi.güneşimizi tıpkı televizyonlarda yayınlanan ki kadar
anacıl dogurabilse ve  insan gerçkten umud edebilseydi,yukarı dogru tırmanan her oksijen elementinden derince çekip,yüreginde hissedebilseydi.
her damla suda aşkı ,her göz yaşında ise tuzun tadını yaşasaydı,kalbinin atışının her rıhtımında durmak yada  beklemek yerine yol alabilseydi
dünyanın döngüsünde bir serap oldugunu anlayabilseydi,sahip olunandan daha çok hissedilene baksaydı, elindekilerin kıymetini bilip dahada azıyla
yaşayabilecegini farketseydi , ayrılıklara,çözümsüzlüklere ve birçok cana feryat sıçratacak o savaşlara atılırcasına koşmasaydı,bir avuç toprak
olucagını unutmadan toprak peşinde kanlar dökmeseydi,bu kadar cani olmadan hayatı izleseydi ve dünya hiç olmadıgı kadar sevecen
olup kucaklasaydı insaNI ,şu andA  herkez istedigi tabiatta ,ufak bir parça  sakinlik hafif bir esinti eşliginde hiç omadıgı gibi mutlulugu sevebilir
duygularını hiç korkmadan savuna bilirdi .
                         oysa mutluluk sevgili olanın yüregindedir ,sevdigin herkeze karşı hemde.bir sevgiliden ne beklenir ki huzura bile erişemedikten sonra.
karşılıksız ,baktıgınızda güven veren ,size inanan ve asla kandırmadan seven kim varsa sevin.belki parasızsınız evet belki lüksün kucagında degilsiniz
bırakın üzülmeyi ,insanlıgınızı hatırlayın duygularınızı ,içerisinde bulundugunuz evreni anlamaya çalışın, hayat amacınız malvarlıgınız yada sizden sonraki
hayata mal bırakma çabası olmasın ,anın tadına varın .farkında degilsiniz zaman işliyorr hemde çok hızlı her sologunuzda sona belkide yeni başlangıca koşuyorsunuz
görülen yada görülmeze dogru koşuş.sevginin size verilen degerin kıymetini bilin,insan olmanın degerini bilin,.konuşabilmeniz,hareket edebilmenin ,düşünebilmenin
hepsi size sunulan en büyük lüks zaten. bunun farkına varın ve hayatı sindirerek yaşayın .en öenmlisi sevin ne olursa olsun sevin degerlendirmeden, yargılamadan , degiş
tirmeye çalışmadan oldugu gibi ,sevdiginiz kendisini nasıl mutlu hissediyorsa öyle sevin üzmeden ,kırmadan ve yormadan.ne siz üzülmeyi hakedin nede karşınızdaki olanlara
üzülmeyi hak etmiş gibi davranmayın.şunu unutmayın dünyayla barışmanın ve insan oldugumuzu hatırlamanın tek yolu sevgiye emek ederek geçer.....

1 Mart 2015 Pazar

sessizlige  kaçış yolları ...korkarak ancak bir o kadarda  istekli...