25 Mart 2015 Çarşamba

zamanda kaybolabiliriz,boyutlar arası yolculuk yapıp zamanı bükerek mutlak yaşamın temellerini atabiliriz, yerçekiminin eşigine dayanabilir ve onu parmaklarımız arasında tutabiliriz.tüm galaksileri ,gezegenleri , astroitleri milyonlarca ışık yılı uzaklıklardaki yaşamı keşfedebilir ve yeni bir evrim teorisi başlata biliriz..baz istasyonları ,uydular,insansız araçlar yollayıp onların 1 saatlik yolculukları için 10 yıl bekleyebiliriz .bunu tüm insanlık adına yapabilir ve yeniden sıradışı bir şekilde ana rahmindeki halimize dönebiliriz.sıfır noktasına varır ve yeniden deniyebiliriz...ancak unutmamak gerekki ne kadar sıfıra ulaşsakta yeniden programlanmıcagız, boyutları atlasakta,zamanla beraber bizde bükülsekte asıl kurdugumuz benligimizin evreninden kurtulmıcaz .sevgiyi şimdi hissedebiliyorsak ışık hızına eriştigimizdede hissetmeye devam edicez .arkada ki bıraktıklarımız için gene üzülicez .zamanın geçerliligini algılarımıza koyrak yeniden sıfırdan başlamak yerine kaldıgımız yerden devam edicez ...evreni ise bu kadar güzel yapan zaman,yerçekimi ,hız gibi dominant güçleri bile geçirmezken sevgiyi her yerinde aynı hissettirmesidir...